Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo ve Anksiyete Arasındaki İlişki

Spread the love

ÖZET Amaç: Baş dönmesi ve anksiyete arasındaki birliktelik antik çağda Plato’nun çalışmalarından
bu yana tıbbi literatür de oldukça sık karşılaşılan bir konudur. Klasik tıpta, baş dönmesi kendi ba-
şına bir hastalık olma ve hipokondrial melankoli gibi ayrı bir hastalığın bir belirtisi arasında belirsiz
bir durumdaydı. Bizim çalışmamızın amacı baş dönmesi ve anksiyete arasındaki ilişkiyi
araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları
Polikliniği’ne akut baş dönmesi şikâyeti ile başvuran ve benign paroksismal pozisyonel vertigo
(BPPV) tanısı alan hastalar arasından 50 gönüllüye psikiyatri kliniğinde kanalit repozisyon tedavisinden
(Epley Manevrası) önce ve 4 hafta sonra olmak üzere Anksiyete Duyarlılık indeksi (ADİ-3),
Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri 1 (STAİ-1) ve 2 (STAİ-2) uygulandı ve elde edilen değerler istatistiksel
olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Tedavi öncesi uygulanan ADİ-3, STAİ-1 ve STAİ-2 ölçeklerinden
alınan puanlar literatürle uyumlu bir şekilde orta derecede anksiyeteyi göstermekteydi.
Hastalara uygulanan tedaviden (Epley Manevrası) sonra uygulanan Anksiyete Duyarlık İndeksi
(ADİ-3) ve Durumluk Sürekli Kaygı Envanteri-2 (STAİ-2) puanları istatistiksel olarak anlamlı bir
şekilde düştü. Ancak anlık kaygıyı gösteren STAİ-1 puanlarında herhangi bir anlamlı değişiklik bulunamadı.
Sonuç: Elde ettiğimiz sonuçların teyit ettiği üzere BPPV olgularında kanalit repozisyon
manevrası sonrası ADİ-3 ve STAİ-2 değerlerinde anlamlı bir düzelme olmasına karşın STAİ-1 de-
ğerlerinde düzelme saptanamaması bu hastaların tedavi planlamasında K.B.B. ve psikiyatri kliniklerinin
ortaklaşa çalışması gerekliliğini ortaya koymuştur.
Anahtar Kelimeler: Anksiyete; baş dönmesi; tedavi

Views

Bir cevap yazın

Hemen Ara