Eşler arası iletişim

Spread the love

     Hemen bütün canlıların eşleri vardır. O halde bu canlılar için gereklidir. Erikson, insanın benlik gelişimini sekiz evreye ayırmıştır. Bu evrelerden biri “yakınlaşma” evresidir. Burada genç yetişkin olan insan artık kendi kimliğini bir başkasıyla birleştirmeye hazırlar. Bireyin artık somut birleşmelere, eşleşmelere kendini bırakabilmesi, bu yakın ilişkilerde özverilerde bulunabilmesi gerekmektedir. Eğer kişi bu yakın ilişkileri kurabilmeyi başaramazsa yalnızlık duygusuna kapılır. İnsan benliğinin gelişiminde bir sonraki evre üretkenlik evresidir. Üretkenlik üretim yapabilme, sanatsal yaratıcılık yanında; yeni bir kuşağı oluşturmak, ve onlara rehberlik etmek anlamlarına gelmektedir.

     İnsan bu evrelerde karşıt cinsle yeni bir hayat kurar. Birbirinden tamamen farklı kişilikte, farklı şekilde yetiştirilmiş iki insan hayatlarını birleştirirler. Bu iki insan bu yakınlaşma ve aile oluşturma dönemlerinde kaçınılmaz olarak sorunlar da yaşayacaklardır. Çünkü farklı zevkleri olan, belki farklı şeylerden hoşlanan iki farklı insanın birlikte yaşamaya başlaması, birlikte eşgüdüm içinde hareket etmesi hemen mümkün olmayabilir, bu zaman alacaktır.

 

Bu dönemde eşlerden birinin kendi ana-babasına aşırı bağımlı olması bazen yeni kurulan bu ailede bazı işlevsel sorunlara neden olabilir. Bu durum halk arasında ana kuzusu tabir edilmektedir. Sürekli annesinden bazen de babasından talimatlar alarak eşiyle ilişki kurmaktadır. Kayınvalidelerden birinin ya da eşlerin ailelerinden birinin eşleri kontrol etmeye çalışması veya onlar üzerinde hükümranlık kurmaya çalışması da eşler arasında sorunlar doğmasına sebep olmaktadır. Sonuç olarak da evlilik bozulmaktadır. Burada eşler öncelikle birbirlerine karşı dürüst, saygılı ve açık olmalıdır. Sorunun çözümü için de bir profesyonele (psikiyatrist, aile terapisti) başvurmalıdırlar.

Eşler esas olarak ve öncelikle birbirlerine karşı açık ve şeffaf olmalı, iletişime açık olmalıdır. Bazı kriz dönemlerinde eşlerden biri ya da herikisi kendilerini iletişime kapatmakta, sorunlar karşısında susmayı tercih etmektedirler. Bu durumda eşlerarası iletişim kurulamamakta ve büyük bir sinir harbine dönüşmektedir. Bir psikiyatriste başvurularak bu kriz çözülmezse evlilik yine son bulmaktadır.

Evlilik yapan bazı eşler, evlendikten sonra diğer eşin kendine ait bir hayatı olmasına izin vermemekte ve her yaşantısına müdahale etmektedirler. Elbette evlilik hayatları birleştirmek üzere yapılan bir sözleşmedir. Ancak bir eşin komşularıyla gün yapmak, iş arkadaşlarıyla bir yemeğe ya da pikniğe katılmak gibi kendine ait bazı etkinlikleri de olabilir. Bu diğer eş tarafından saygıyla karşılanmalıdır. Önemli olan evlilik sözleşmesini zedeleyecek durumlardan kaçınmaktır. Eşler birbirlerini hayatlarına ve benliklerine saygı duyup güvenmelidirler. Aksi takdirde bu bir krize dönüşebilir.

İnsanlar, yakınlaşma ve üretkenlik evrelerinde yakın ilişkiler kurmayı başamazlarsa yalnızlık ve durğanlık dönemine girmektedirler. Bu da orta yaş depresyonlarına (ruhsal çökkünlüklere) neden olmaktadırlar.

Views

Bir cevap yazın