Obsesif Kompulsif Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

Spread the love
PSİKİYATRİ UZMANI

Doçent Doktor Ali İrfan GÜL

OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

Halk arasında takıntı hastalığı olarak bilinen obsesif kompulsif bozukluk (OKB) hakkında kısa ancak aydınlatıcı bir bilgi vereceğim. Bu hastalık kadın ve erkeklerde eşit oranda görülen ve yaklaşık toplumun %3’nü etkileyen bir hastalıktır. Eskiden kaygı bozuklukları arasında sayılmaktaydı. Ancak yapılan araştırmalar sonucunda ayrı bir bozukluk grubu olarak ele alınmaya başlanmıştır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk yaklaşık yüz yıldan fazla bir süre önce tanımlanmış bir bozukluktur. Hastalığın belirleyici özellikleri; ısrarlı, istemsiz, anlamsız, saçma düşünceler ve dürtüler (takıntı) ve el yıkama, sayı sayma, dua etme ve bunun gibi tekrarlayan, amaçlı davranışlardır (zorlantı). Hastalar bu davranışların anlamsız ve saçma olduğunu kabul ederler ancak engelleyemediklerini söylerler.

Başlangıç yaşı ortalama 20’li yaşlardır. Çocukluk çağında başlangıç %20, ergenlikte başlangıç %30’dur. Çocuk ve ergenler ile yetişkinler benzer belirtiler göstermektedirler. Bazı olgular aileseldir ve tik bozukluğu ile ilişkisi vardır, bazılarının ise tik bozukluğu ile ilişkisi yoktur. Simetri ve düzen takıntılarının OKB’nin genetik olarak geçiş gösteren alt tipleri olabileceği ileri sürülmüştür. Kalıtsallığın hastalığın başlangıç yaşı ile, nörolojik belirtilerin varlığı ile ve belirti özellikleri ile ilintili olabileceği ileri sürülmüştür. Ayrıca 18 yaşından sonra başlayan OKB’nin ailesel geçiş göstermediği söylenmektedir.

En sık görülen takıntılar temizlik takıntıları, düzenleme takıntıları, sayı sayma takıntıları, saldırganlık takıntıları, cinsel takıntılar, din ve kutsal değerlerle ilgili takıntılardır. Hastalar bu takıntılarla mücadele etmek için bazen günlük işlerini bile yapamaz hale gelebilirler. Temizlik takıntısı olan bir hasta sürekli temizlikle uğraşmaktan, saldırganlık takıntısı olan bir hasta bebeğine bir kötülük yaparım korkusu ile kucağına alamamaktan kendini kurtaramayabilir. Bir başkası dinle ilgili kötü düşünceler şeklinde olan takıntısından dolayı sürekli dua eder. Bu örnekleri takıntının tipine göre çoğaltabiliriz.

Görüldüğü gibi sevgili okurlar, bu hastalık bazen insanın hayatını çekilmez hale getirebilir ve hastanın işini yapmasını, toplumsal ilişkiler kurmasını engelleyecek düzeylere ulaşabilir. Bu nedenle bir an önce bir psikiyatri (ruh sağlığı ve hastalıkları) uzmanına başvurmak gerekmektedir. Tedavisinde bazı antiobsesyonel ilaçlarla psikoterapi birlikte uygulanmaktadır.

 

Views

Bir cevap yazın