ŞİZOFRENİ HASTALIĞI

Spread the love
Aksaray Psikiyatri Doktoru

Doç. Dr. Ali İrfan Gül

Bilimsel araştırmalar göstermektedir ki, şizofreni beynin mikromoleküler düzeyde bozukluklarından kaynaklanmaktadır. Bu bozukluk henüz anne karnında iken başlamaktadır. Bunun sonucunda beyindeki sinir hücrelerinin işleyişi bozulmaktadır. Bu bozukluk bebek doğduktan sonra da devam etmektedir ve genellikte ergenlik ve ilk yetişkinlik dönemlerinde en üst seviyeye ulaşmaktadır. Şizofreni hastalığındaki bu bozukluk genellikle genetik bir özellik göstermektedir.

Şizofreni hastalığı tanısı konulabilmesi için bazı belirtilerin en az 6 aydır devam ediyor olması gerekmektedir. En az 1 aydır da aşağıdaki belirtilerden an az ikisi bulunmalıdır. Ancak bu belirtilerden en az biri hezeyan (saplantılı inanç), halüsünasyon (olmayan sesler duyma, şeyler görme vs..) ya da saçma sapan konuşma olmalıdır:

1-Hezeyanlar (Saplantılı İnançlar): Birilerinin kötülük yapmaya çalıştığına inanma, TV seyrederken, radyo dinlerken mesajlar aldığına inanma vs..

2-Halüsünasyonlar: Uyanıkken başka insanların duymadığı konuşmalar duyma, uyanıkken başka insanların görmediği şeyler görme.

3-Sık sık konudan sapan anlaşılmaz veya dağınık konuşma.

4-İleri derecede dağınık davranışlar yapma ya da kaskatı bir şekilde durma (katatoni).

5-Duygularını bulunulan ortama göre ayarlayamama ve duygularını gösterememe ya da bir işe, çalışmaya başlayamama gibi negatif belirtiler.

Şizofreni hastalığında akut belirtiler genellikle erken ergenlik ile erken erişkinlik dönemlerinde başlar. Erkeklerde biraz daha erken başlar. Ancak bunların yanında çocukluk döneminde başlayan belirtiler de olabilir. Akut dönemde hastada yukarda sayılan belirtilere ek olarak içine kapanma, toplumdan kaçma, banyo, giyim kuşam gibi kendi bakımını aksatma yalnızlığı tercih etme, iş yapmak istememe gibi belirtiler de sık görülür. Bazı hastalarda saldırganlık olabilir.

Bu hastalıkta erken teşhis ve tedaviye erken başlamak çok önemlidir. Tedavi edilmeyen sürelerde beyin hücrelerinde bozulma olmaktadır. Bunun sonucunda da tedaviye yetersiz ve geç yanıt ortaya çıkmaktadır. Hastalık genellikle sürekli bir hal alır. Ancak erken teşhis edilir ve uygun tedaviye erken başlanırsa hastaların %10 kadarı tama yakın iyileşmektedir, büyük bir bölümü de uygun tedaviyle kendi hayatını kendisi devam ettirecek şekilde iyileşmektedir. Tüm bunların yanında %10 kadar hasta da gittikçe kötüleşmektedir.

Bu hastalarda yukarda belirttiğimiz gibi erken teşhis ve tedaviye erken başlamak hayati önemdedir. İlaç tedavisinin sürekli devam etmesi gerekmektedir. Bu hastalarda kullanılan ilaç gurubuna genel olarak antipsikotikler denilmektedir. Bu hastalarda zaman zaman depresyon denilen ruhsal çökkünlük de görülebilir. Bu dönemlerde antidepresanlar eklenmelidir. Bazen hastalarda uyku bozukluğu görülür, bazı hastalar geceleri hiç uyumazlar. Böyle hastalara uyku ilaçları eklenmelidir.

Şizofreni hastalığında ilaç tedavisi tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda psikososyal tedaviler uygulanmalıdır. Meslek edindirme kursları, toplumsal ilişki kurma becerisi kazandırma, hayatını basit de olsa bir işle meşgul olarak geçirme becerisi kazandırma gibi yöntemler uygulanabilir.
Bu hastaların ailelerinde duygu dışavurumunun yüksek ya da düşük olması da hastalığın gidişini etkilemektedir. Yüksek duygu dışavurumu olan ailelerde hastalığın tekrarlama hızı ve tekrarlama sıklığı daha yüksektir. Bu aileler hastalara karşı daha eleştirici,
hastaya daha düşkün, daha çok karışan ve hastaları bunaltan ailelerdir. Bu ailelerle yapılan psikolojik eğitim ve destekleyici terapilerle duygu dışavurumunun azaltılması oranında hastalığın tekrarlama sıklığı azalmaktadır.Ailelerde duygu dışavurumu ile hastalardan beklenti düzeyi arasında da bir ilişki vardır. Hastadan ailenin beklentileri yükseldikçe ve hasta bu beklentileri karşılayamadıkça hayal kırıklıkları ve öfke artmakta bu da duygu dışavurumunu artırmakta ve sonuçta hastalık daha sık tekralamaktadır.

Prefrontal Korteks

Prefrontal Korteks

 

Views

Bir cevap yazın